Şeker Hastalığı Nedir?

diyabet_2ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) NEDİR ?

            Yediğimiz besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere şekere dönüştürülür. Bu şeker kan dolaşımında bulunur ve vücut enerji olarak bu şekeri kullanır. İnsülin, şekerin dolaşımından, vücuttaki hücrelerin içine girmesini sağlayan hormondur ve pankreas adlı organdan salgılanır. Besinlerle kana geçen şeker, insülin hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler şekeri yakıt olarak kullanır.

            Diyabet,  pankreastan yeterli miktarda insülin hormonu salgılanamaması ya da üretilen insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda oluşan ve yaşam boyu süren bir hastalıktır. Bu durumda,  yenilen gıdalardan elde edilen şeker kullanılamaz ve kan şekeri yükselir. Bu duruma Diyabetes Mellitus adı verilir.

KAÇ ÇEŞİT DİYABET VARDIR?

                        Şeker hastalığının iki tipi vardır:

1) Tip 1 diyabet : Bu hastalarda pankreastan insülin yapımı ya çok azalmış veya durmuştur. Bu durumda kanda insülin yoktur. Kan şekeri düzeyini dengelemek için dışarıdan insülin vermek zorunludur. Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde, yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkar.

2) Tip 2 diyabet : Bu hastalarda pankreasta ileri yaşlara kadar normale yakın düzeyde insülin yapımı vardır. Hatta bazen normalden fazla bile insülin yapımı söz konusu olabilir. Ancak insülin yeterli etkiyi sağlayamamaktadır. Şişmanlık ve yanlış beslenme insülinin istenen etkiyi göstermesini engeller, kan şekeri yükselir. Hastaların çoğunluğu 40 yaşın üzerinde ve şişmandır, ailelerinde diyabetli akrabaları vardır.

DİYABETİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

            Diyabetli hastalarda sıklıkla aşağıdaki belirtiler görülür;

  • Aşırı susama ve ağız kuruluğu
  • Çok su içme
  • Çok idrara çıkma
  • Kilo kaybı
  • Aşırı iştah ve çok yeme
  • Bulanık görme
  • Halsizlik, yorgunluk
  • Cilt enfeksiyonları
  • İyileşmeyen yaralar

KİMLERDE DİYABET GELİŞME RİSKİ DAHA YÜKSEKTİR?

            Diyabet herkeste olabilir ancak;

  • Ailesel Diyabet öyküsü olanlar (ebeveyn veya çocuklarda)
  • Obezite (VKİ > 27 kg/m²)
  • Daimi fiziksel aktivite azlığı
  • Öncesinde Bozulmuş Glukoz Toleransı tanısı olanlar
  • Gebelik şekeri öyküsü olan veya 4 kg dan büyük çocuk doğuran kadınlar
  • Hipertansiyonu olanlar (>140/90 mmHg)
  • HDL kolesterol değeri <35 mg/dl (iyi kolesterol) ve/veya trigliserid düzeyi >250 mg/dl olanlar(kan yağı))
  • Polikistik over sendromu olanlar

Daha yüksek risk altındadır.

DİYABETİN GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

                        Diyabet hastalığının sıklığı özellikle son yıllarda giderek artmaktadır. 10 yıl önce ülkemizdeki Diyabet sıklığı %6,7 olarak bildirilmişken yeni yayınlanan TURDEP-II (Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obeziteve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II) sonuçları ülkemizde Diyabet sıklığının %13,7’ye çıktığını göstermektedir. Diyabet öncüsü olarak adlandırılabilen Bozulmuş Glukoz Toleransı sıklığı yine 10 yıl içinde %6,7’den %13,9’a çıkmıştır. Bu artıştaki esas nedenin obezitedeki (şişmanlıktaki) aşırı artış nedeniyle olduğu düşünülmektedir. Obezite sıklığı %32 olarak bulunmuştur. Genel olarak erişkin yaşlardaki Türk toplumunun 2/3’ü kilolu veya obezdir.

diyabet_2DİYABET TANISI NASIL KONULUR?

            Diyabet tanısı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. Diyabeti olmayan kişilerde kan şekeri düzeyi açlık halinde 126 mg/dl, tokluk halinde 200 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin varlığını gösterir. OGTT’de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur

DİYABET HANGİ PROBLEMLERE YOL AÇAR?

            Kan şekerinin kontrolünün sağlanamaması kısa ve uzun dönemde sağlık sorunları oluşturur. Diyabet küçük ve büyük damarlarda ve sinirlerde bir kısım hasarlara yol açabilir. Bu hasarlar komplikasyon olarak adlandırılır.

DİYABETİN AKUT KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?

            Diyabette hızlı gelişen ve hayatı tehdit eden durumlar vardır. Bunlar hızlı ve doğru bir şekilde tedavi edilmedikleri taktirde ölümle sonuçlanabilirler.

Şeker düşüklüğü (hipoglisemi) : Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla ilaç, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı sonucu) kişi normal fonksiyonlarını yapamaz. Hipoglisemi, şekerli meyve suyu, kesme veya toz şeker almakla hızla düzelir.

Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.

Nonketotik hiperosmolar koma: Vücutta aşırı düzeyde glukoz birikmesi neticesinde olur. Özellikle yeterli sıvı alamayan yaşlı tip 2 diyabetli kişileri etkiler.

DİYABETİN KRONİK KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?

            Şekerin kanda çok uzun süre yüksek kalması büyük, küçük damarları tahrip eder tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülebilir.

Kalp-damar hastalıkları: şeker hastalığı kalp damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Diyabetli hastalarda kalp yetmezliği, kalp krizi ve ani ölüm riski 5 kat artmıştır. Ayrıca özellikle bacak damarlarında oluşan tıkanıklıklarda damarlarda beslenme bozukluğu yaratabilir.

Göz tutulumu (retinopati): 20-74 yaş arasındaki erişkinlerde temel körlük nedeni diyabettir. Bu problemin nedeni şeker hastalarının normal kişilere göre kör olma olasılığının 25 kat artmış olması ile açığa çıkmaktadır. Diyabet hastalarında düzenli ve ayrıntılı bir göz muayenesi en az kan şekeri kontrolü kadar önemlidir.

Böbrek tutulumu (nefropati): Diyabetli hastalar için çok büyük bir tehdittir. Kötü şeker kontrolü olan hastaların %40’ında diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek ağır böbrek hastalığı gelişebilir.

Sinir tutulumu (nöropati): Diyabetli kişilerin yaklaşık %50’sinde gelişir. Ellerde ve ayaklarda his kaybına yol açarak damar tıkanıklıkları ile birlikte ayak yarası ve bacak kesilmelerine yol açabilir. Kazalardan sonra en sık el-ayak kaybı nedeni ne yazık ki diyabettir.

Sinir tutulumu ayrıca diyabetlilerde cinsel iktidarsızlığa da yol açabilir.

 

diyabet_3DİYABET TARAMASI NASIL VE NEDEN YAPILMALIDIR?

             Tip 2 diyabet taraması için özellikle açlık kan şekerinin yaygın olarak kullanılması önerilmektedir. Çünkü; diyabet tanısının kriterlerini taşıyan pek çok kişi hastalıklarından habersizdir. (farkındalık oranı %50 dir). Toplum çalışmalarında tip 2 diyabetin tanı konmadan önceki 10 yıla kadar var olabileceği ileri sürülmektedir. Tip 2 diyabetli hastaların %50 kadarında tanı sırasında bir veya daha fazla diyabetik komplikasyon mevcuttur. Diyabetin erken tanısı ve tedavisi hastalığın seyrini ve komplikasyon gelişimini azaltabilir. Bu nedenle 45 yaşın üstündeki her bireyin 3 yılda bir ek risk faktörleri olan kişilerin ise daha erken yaşlarda her yıl taranması önerilmektedir.

DİYABET TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

            Diyabet hastalığını ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Eğer doktor, diyetisyen ve diyabet hemşiresinden oluşan diyabet ekibinden iyi bir destek alınabilir ve önerilere uyulursa sağlıklı ve aktif bir hayat sürdürülebilir.

            Tedavi de amaç kan şekerini normale yakın sınırlarda tutmaya çalışmak ve aşırı yükseklikleri ve düşüklükleri önlemektir. Diyabet tedavisinin üç ana bileşeni vardır; beslenme tedavisi, egzersiz ve ilaç.

            Beslenme Tedavisi: diyabet tedavisinin temel taşlarından biridir. Diyabetlilerin her gün ihtiyaçlarına uygun miktarda karbonhidrat içeren besin tüketmeleri ve günlük besin ihtiyaçlarını 3 ana 3 ara öğün şeklinde almaları gerekir.

            Egzersiz: Her tür fiziksel aktivitekan şekerini düşürmeye ve kontrol etmeye yardımcı olur.  Düzenli yapılan ve süresi giderek artan egzersizler önerilir. Egzersiz kilo kontrolüne yardım eder ve yaşam kalitesini de arttırır.

            İlaç/İnsülin: Besinlerden kana geçen şekerin kullanılması için insüline gereksinim vardır. Kullanılan ilaçlar insülin direncini düzeltip kan şekerini ayarlayan biguanidler ve pankreasdan insülin salgısını arttıran sülfanilüreler, gibi ağızdan alınan ilaçlar olabildiği gibi bazı durumlarda insülin de kullanmak gerekebilir.  Özellikle Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline ihtiyacı vardır.

İNSÜLİN NE ZAMAN KULLANILIR.

Tip 1 Diyabetikler

Tip 2 Diyabetikler

                                   Sürekli Kullanım gereken durumlar;

                        Oral tedaviye yanıtsızlık

                        İlerlemiş diyabetik komplikasyonlar

                        Akut metabolik komplikasyonlar

                                 Geçici kullanım gereken durumlar;

                        Cerrahi girişimler

                        Enfeksiyonlar, MI, SVA

                        Kortizon kullanımı

                        Gebelik, (Gestasyonel Diyabet)

                        Pankreas ameliyatları, Pankreatit

DİYABET GELİŞİMİ ÖNLENEBİLİRMİ?

            Diyabette iyi bir tedavi ve tedaviye uyum çok iyi sonuçlar vermektedir. Diyabet tanısı konduktan sonra en önemli durum, diyabetin komplikasyonlarının gelişmesini önlemek olacaktır. Fakat esas önemli olan riskli kişilerin saptanması ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin gelişiminin önlenebilmesidir.

Uzm. Dr. Demet ÖZGİL YETKİN
Endokrinoloji ve
Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

istanbul endokrinoloji , endokrinoloji istanbul